teorievreni
23 Ekim 2015 Cuma
Hangi Uzaylı Sizin Tipiniz?
Neden uzaylılar yeşil, kısa boylu,kocaman siyah gözleri olan,kocaman kafası olan ve vitaminsiz bir vücuda sahip olarak tasvir edilir?Aslında durum tam olarak böyle değil.Sizlerle uzaylı fenotipleri hakkında biraz konuşmak istiyorum.
Laf olsun diye söylemiyorum ama gerçekten insanların hayal gücünün hiçbir sınırı yok.Eğer gerçeklerse uzaylıları küçük yeşil adamlara benzeten de var, sürüngenimsi yaratıklara benzeten de var.Hatta en basit uzaylı olarak tek hücreli canlıları savunanlar bile oluyor zaman zaman.
Aslına bakarsanız bana göre hepsi çok mantıklı.Çünkü elimizde videolardan ve tanıklardan başka hiçbir kanıt olmadığı için; daha önce de bir uzaylı ile karşılaşmadığım için bütün teoriler bana mantıklı geliyor.Eğer gelecekten gelen varlıklar bizi ziyaret ediyorsa bunların insan benzeri görünüme sahip olmaları kaçınılmaz.Veya ziyaretçilerin bulunduğu gezegenin yerçekiminin bizimkinden güçlü olması onları kısa boylu veya sürüngenimsi varlıklar olarak evrimleştirmiş olabilir.Veya yine çok zeki varlıklar olan uzaylılar bize android benzeri canlı dokulara sahip robotlarını gönderiyor olabilirler.Veya yaşamın daha yeni başladığı bir gezegende sadece tek hücreli canlılar veya zeka seviyesi düşük yaratıklar bulunabilir.Ama bu son verdiğim örnek olası ziyaretçilerimiz olamaz.Bu uzaylıların nasıl göründükleri bilinmez ama bir ufo ve uzaylı fenomeniyle karşı karşıya kaldığımız ve elimizde doğru ve yanlış bir sürü bilgi olduğu kesin.
14 Ekim 2015 Çarşamba
Mars'taki Esrarengiz Yüzler
Bu artık tartışılmaktan gına gelmiş bir konu olabilir ancak kendi fikrimi de belirtmek istiyorum.Mars'ta yaşam varmıy dı yokmuy du kesin bişey söylemek imkansız ama bugüne kadar çekilmiş fotoğraflarda; özellikle Curiosity keşif aracının bulgularına bakarak tabiki de şu an Mars'ta hayat filan kesin olarak yok.Ancak Nasa'nın yayınladığı bazı fotoğraflar insanlar tarafından yanlış yorumlanabiliyor ve bunun da tek sebebi bizden başka bir canlı hayatının bizde uyandıracağıi heyecan hissidir.İnsan beyni baktığı heryerde yüzler oluşturmaya çalışır.Yerdeki fayanslara baktığınızda orada 2 göz bir burun ve bir ağızı doğru hizalarda yakalayıp beyniniz baktığınız yerde bir yüz oluşturur.Bu doğada da böyledir.Yeryüzü şekillerinin bazıları insanlara yüzler veya insan yapımı bazı şekiller olarak gelebilir ancak bunların yanılsamadan başka hiçbir açıklaması yoktur ve bunları hemen dünya dışı yaşamdan kalan izler olarak değerlendirmemek gerekir.
13 Ekim 2015 Salı
Demode Teknoloji:Roketler
Roket teknolojisi tam olarak bilinmemekle beraber ilk olarak Çinliler tarafın 13. yüzyıl sıralarında savaş aleti olarak kullanılıyordu.Şu anki roketlerle aralarındaki en büyük fark içlerinde bulunan yakıt ve açığa çıkardıkları enerjiydi.Yoksa teknoloji yine 21. yüzyıl teknolojisi. Arada ortalama 800 yıl gibi çok uzun bir süre var ancak insanlık yanma teknolojisinden maalesef bir türlü kurtulamadı.Dünya üzerinde üretilen elektrik enerjisinin bile büyük bir kısmı "yanma" reaksiyonundan oluşmaktadır.
Şimdi biraz düşünelim.Bu şekilde giderek en fazla nereye ulaşabiliriz? Cevap net: Güneş sisteminden başka hiçbir yere çıkamayız.Bu teknolojiyle de insanlığı en fazla Mars'a yollayabiliriz.Dünyada gözlenen Ufolarda herhangi bir duman görebildikmi? Eğer gerçeklerse demekki yeni yaşam formları bulmak için roketler hiçbir işimize yaramayacaklar.Bunun yerine bambaşka bir teknolojiye ihtiyacımız var.Yakıtı hiç bir şekilde bitmek bilmeyen ve çok yüksek hızlara çıkmayı sağlayacak bir itiş teknolojisi olmalı bu.Roketleri kullanarak biryerlere gideceğiz diye ardımızda bukadar kirlilik bırakmak biraz yanlış geliyor bana.Peki bu yeni teknoloji ne olabilir? Nükleer enerji bizi bu konuda biryerlere getirebilirmi? Bitmeme konusunda sürekli yarılandığı için mantıklı bir çözüm ancak nükleer enerjiyi insan taşıyan ve darbe alma riski çok yüksek olan bir uzay aracında kullanmak faciaya gözgöre göre gitmek demektir.Elektrik enerjisi desek yeterli gücü üretecek bataryaları yanyana koysak Dünya'nın etrafını bir tur sarardık.Daha otomobillerde bile bu teknoloji yepyeni iken uzay teknolojisinde sadece elektrik kullanmak imkansız.Ayrıca elektrik ile havada herhangi bir itiş kuvveti sağlamak için pervane gerekir ki bu da oldukça gülünç bir durum.
Havada asılı kalabilen, inanılmaz manevralar yapan,çok ama çok yüksek hızlara çıkıp ardında bir tek duman zerresi bile bırakmayan bir teknoloji manyetik alan kullanılarak oluşturulabilir.Bu manyetik alanı ekstra bir yakıt hücresiyle desteklemek belki de bu tip manevralara izin verebilir.Daha açık olmak gerekirse Dünya etrafında dolaşmak için Dünya'nın kutuplarındaki manyetik alanı düşünelim.Eğer bizim aracımızda bu manyetik alana çekilip itilecek çok yüksek bir enerjiyle desteklenmiş mıknatıs kullanımayı düşünürsek bir yerden başlamış olabiliriz.Bunlar sadece beyin fırtınası ama yine de oldukça heyecan verici düşünceler.Böyle bir yenilik tüm dünyayı baştan değiştirir...
Etiketler:
MagneticField,
Manyetik Alan,
Nuclear,
Nükleer,
Rocket,
Roket,
Technology,
Teknoloji,
Ufo
12 Ekim 2015 Pazartesi
Uzaylılar Neden Utangaçlar?
Uzaylıların varlığını reddeden insanların aklına ilk gelen sorulardan biri eğer dünyamız bu zeki varlıklar tarafından ziyaret ediliyorsa neden bize kendilerini açık ve seçik bir şekilde göstermiyorlar? E haksız da değiller.Çok mantıklı bir soru olmasına karşın biraz düşünerek üretilen teoriler ile bu sorunun cevabı verilebilir.
Olaya varolan teknolojimizle ve sosyalleşme isteği olan bir hayvan olma gerçeği ile bakarsak kurgu adı altında hiçbirşey yapamayız.Ancak bir de kendimizi uzaylıların yerine koyalım.Ya bu canlılar çok uzak mesafelerden bizi çok rahat bir şekilde görüp inceleyebiliyorsa? Ya bizleri tanımak için bizlerle tanışmalarına gerek yoksa? Diyelim ki uzaylılar tarafından kaçırılma vakalarının küçük bir kısmı gerçek ve bu kaçırdıkları insanların hafızalarından bu kaçırılmayla ilgili olan anıları silebiliyorlar.Alın size bir neden.Adamlar bu şekilde DNA 'mıza sahip olup anatomimizi inceleme fırsatına sahip oldu demektir.Bu esnada sinir sistemimizi de çözüp düşünce yapımızı anlayabilirler.
Olaya varolan teknolojimizle ve sosyalleşme isteği olan bir hayvan olma gerçeği ile bakarsak kurgu adı altında hiçbirşey yapamayız.Ancak bir de kendimizi uzaylıların yerine koyalım.Ya bu canlılar çok uzak mesafelerden bizi çok rahat bir şekilde görüp inceleyebiliyorsa? Ya bizleri tanımak için bizlerle tanışmalarına gerek yoksa? Diyelim ki uzaylılar tarafından kaçırılma vakalarının küçük bir kısmı gerçek ve bu kaçırdıkları insanların hafızalarından bu kaçırılmayla ilgili olan anıları silebiliyorlar.Alın size bir neden.Adamlar bu şekilde DNA 'mıza sahip olup anatomimizi inceleme fırsatına sahip oldu demektir.Bu esnada sinir sistemimizi de çözüp düşünce yapımızı anlayabilirler.
Dürbün,teleskop,mikroskop,dijital fotoğraf makineleri...Optik alandaki gelişimimize bir göz atalım.Bir kaç yüzyılda optik alanda inanılmaz sıçramalarda bulunamasak ta 20. ve özellikle 21. yüzyılda bu alandaki gelişmemiz inanılmaz boyutlarda.Hem uzayda kullanılan teleskopların inanılmaz hassasiyeti sayesinde çok ama çok uzakları görebilmemiz, hem de günlük hayatımızda kullandığımız fotoğraf makinelerinin her sene çok fazla miktarlarda gelişmesi en azından benim için tatmin edici boyutlarda. Biz herzaman sınırlı dediğim teknolojimizle bu derece optik teknolojiye sahipse bizden çok ilerdeki bir uygarlık havadaki uzay gemisinden bize bakıp herşeyimizi görür hatta ve hatta hiçbir özelimiz bile kalmaz.Optik derken tabiki dinleme konusunda ve dilimizi çözme konusunda da bir o kadar ileride olduklarını düşünürsek adamların bizle tanışmaya ihtiyacı filan yok o yüzden ufo ve uzaylı teorilerini başka bir şekilde çürütmeye çalışın arkadaşlar...
8 Ekim 2015 Perşembe
En iyi 5 Ufo Programı
Bu blogda başka yerlerden alıntılara yer vermekten çok kendi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya özen gösteriyorum.Ancak bazı programlar çok hoşuma gittiği için burada sizlerle paylaşmayı çok istiyorum.Fazla video kalabalığı yapmak değil amacım o yüzden benim fikrime göre Ufolarla ve uzaylı yaşam ile ilgili en iyi 5 tartışma programı ve belgeseli paylaşacağım.
Cansu Canan ile Öteki Gündem-Ufo'lar ve Mars'taki
Gizem & Dünya Dışı Varlıklar
Dünyanın En İlginç Ufo Hikayeleri-Roswell Olayı
Pelin Çift ile Öteki Gündem-Uzay,Mars ve Canlılar
National Geographic-Ufo Gerçeği Belgeseli
Ekin Çemberleri
Cansu Canan ile Öteki Gündem-Ufo'lar ve Mars'taki
Gizem & Dünya Dışı Varlıklar
Dünyanın En İlginç Ufo Hikayeleri-Roswell Olayı
Pelin Çift ile Öteki Gündem-Uzay,Mars ve Canlılar
National Geographic-Ufo Gerçeği Belgeseli
Ekin Çemberleri
Etiketler:
Alien,
Belgesel,
Ekin Çemberleri,
Extraterrestrials,
Kaçırılma,
Kidnapping,
Ufo,
Uzaylı
7 Ekim 2015 Çarşamba
Paralel Evrenler
Yeni bir evren nasıl oluşabilir? Bizler bu evrenin neresinde olabiliriz?
Şimdi hakkında konucağım konu insanın beyninin sınırlarını zorlayan ve daha evrende yalnızmıyız sorusuna cevap bulamamışken daha da ileri gidip bizim evren,mizden başka evrenlerin olup olmadığını irdeleyeceğim konudur.
Bilimsel konularda meraklı olan hemen herkes "paralel evrenler" terimini öyle veya böyle duymuştur.Ama aslında bu bilim adamları paralel evrenler derken neyden bahsediyor ve bunların nasıl oluşmuş olduğunu savunuyorlar?
Basit olarak düşünmek gerekirsek bizim evrenimizde ben elektronik mühendisiyken bir başka paralel evrende benim mesleğim cerrahlık olabilir.Veya bulunduğum evrende 82 kiloyken diğer evrende 130 kilo olabilirim.Bu bahsettiğim örnekler paralel evrenlerden bahsederken insanların aklına gelen en yüzeysel örneklerden sadece ikisidir.
Ama bu tez bu kadar basit düşünelecek bir konu üzerine yoğunlaşmamaktadır. Herşeyden önce bir varlığın,insanın veya maddenin aynı anda bir çok evrende bulunmasının bana göre tek bir koşulu vardır: Bir çizgi düşünelim.Bu çizginin A noktası benim doğduğum 1990 yılı olsun. B noktası 2010 yılı olsun.C noktası ise şu an bulunduğum 2015 yılı.Ben C noktasından B noktasına;yani gelecekten geçmişe yolculuk yapıp B aldığım herhangi bir karara etki ettiğimde ben geleceği değiştirmiş olmuyorum aksine normalde yaşanan zamanın paralelinde yeni bir evren oluşturmuş oluyorum.İşin en ilginç yanı ise B ve C noktasının arasında hem yeni oluşturmuş olduğum evrende hemde normalde yaşadığım evrende var olmuş oluyorum.Bu da kuantumun bir maddenin aynı zaman diliminde birden fazla noktada olabilmesini açıklamanın çok basit bir yolu oluyor.Yanlış olmasın ama bunun adına da heralde "mekansızlık" demek pek de hatalı olmaz.
Bu bahsettiğim teori için doğru veya yanlış demek çok anlamsız olsa da bunu bilimkurgu düzeyine getirebilmek bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor.
Şimdi hakkında konucağım konu insanın beyninin sınırlarını zorlayan ve daha evrende yalnızmıyız sorusuna cevap bulamamışken daha da ileri gidip bizim evren,mizden başka evrenlerin olup olmadığını irdeleyeceğim konudur.Bilimsel konularda meraklı olan hemen herkes "paralel evrenler" terimini öyle veya böyle duymuştur.Ama aslında bu bilim adamları paralel evrenler derken neyden bahsediyor ve bunların nasıl oluşmuş olduğunu savunuyorlar?
Basit olarak düşünmek gerekirsek bizim evrenimizde ben elektronik mühendisiyken bir başka paralel evrende benim mesleğim cerrahlık olabilir.Veya bulunduğum evrende 82 kiloyken diğer evrende 130 kilo olabilirim.Bu bahsettiğim örnekler paralel evrenlerden bahsederken insanların aklına gelen en yüzeysel örneklerden sadece ikisidir.
Ama bu tez bu kadar basit düşünelecek bir konu üzerine yoğunlaşmamaktadır. Herşeyden önce bir varlığın,insanın veya maddenin aynı anda bir çok evrende bulunmasının bana göre tek bir koşulu vardır: Bir çizgi düşünelim.Bu çizginin A noktası benim doğduğum 1990 yılı olsun. B noktası 2010 yılı olsun.C noktası ise şu an bulunduğum 2015 yılı.Ben C noktasından B noktasına;yani gelecekten geçmişe yolculuk yapıp B aldığım herhangi bir karara etki ettiğimde ben geleceği değiştirmiş olmuyorum aksine normalde yaşanan zamanın paralelinde yeni bir evren oluşturmuş oluyorum.İşin en ilginç yanı ise B ve C noktasının arasında hem yeni oluşturmuş olduğum evrende hemde normalde yaşadığım evrende var olmuş oluyorum.Bu da kuantumun bir maddenin aynı zaman diliminde birden fazla noktada olabilmesini açıklamanın çok basit bir yolu oluyor.Yanlış olmasın ama bunun adına da heralde "mekansızlık" demek pek de hatalı olmaz.
Bu bahsettiğim teori için doğru veya yanlış demek çok anlamsız olsa da bunu bilimkurgu düzeyine getirebilmek bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor.
6 Ekim 2015 Salı
Bilim Sarlatanları(21.Yüzyılın Sifreleri-TV EM)

Boş vakitlerimde internetteki tartışma programlarında bilimsel konuları dinlemeyi,teorilerin ortaya sürülmesini ve beyin fırtınası oluşturarark ortaya çeşitli fikirlerin çıkması benim hayal gücümü oldukça geliştirmektedir. Ancak geçenlerde uzaylılarla ilgili TV EM isimli kanaldaki "21. Yüzyıl Şifreleri" isimlibir programa denk geldim.Hata bende gerçi izlememem lazımdı ancak oradaki Engin Kelemençe isimli şahıs gerçekten beni uzaylılar konusundan soğutacak açıklamalar yaptı.Nihat Kral diye bir şahsın uzaylı olduğundan bahsediyor.İlk önce şaka olduğunu varsaydım ama konuk ta programı yapanlarda ciddi ciddi bunu savunup birbirlerine hak vererek ve destekleyerek uzun süre bu konu hakkında konuştu.Ayrıca adını şu an hatırlamadığım gerek te olmayan programın sunucusunun ilginç bir özelliği var biraz ondan bahsedeyim.Bu adama göre sanırım bizim dünyamız tamamen fantastik bir dünya ve her türlü fenomen kesinlikle doğru; hatta ve hatta adam bunların hepsinden adı gibi emin.Mesela gidip görmüş gibi Ay'ın karanlık yüzünde uzaylı üsleri olduğunu söylüyor.Doğru veya yanlış diyemiyeceğim ama televizyon programında bilim konusu altında böyle saçmalıklar yayınlanması bunlarla ilgilenen insanları tamamen aptal yerine koymaya çalışmaktır.Adam ya çok akıllı insanların dikkatini ilgisini çekmek için böyle birşeye kalkışıyor ya da bildiğin şizofreni moderatör diye programa koymuşlar.
Açıkçası bu tip konularda izleyerek bilgilenmek istiyorsanız genelde "Cansu Canan ile Öteki Gündem" ve "Pelin Çift ile Gündem Ötesi" adlı programlarda oldukça kaliteli bilim adamları,felsefeciler,profesörler ve araştırmacılar güzel bilgiler sunmaktadırlar.İnanmak için değil ama düşünme ve hayal kurma becerilerini geliştirmek ve genel kültürünüzü arttırmak için oldukça hoş sohbet programlardır, tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

