İlk olarak 1920 yıllarında ortaya atılmış bir teoridir.Herkesin bildiği gibi evrenin başlangıcı "Büyük Patlama" ile ortaya çıkmıştır. Peki evrenimiz başlamadan önce ne vardı?Aslında bu sorunun cevabı benim için oldukça basit: evren başlamadan önce "Zaman" yoktu. Büyük Patlama ile birlikte sadece madde ortaya çıkmadı, "Zaman" denilen şey de ortaya çıktı.O yüzden evrenden öncesi diye konuşmak biraz saçma oluyor çünkü zamanın olmadığı yerde önce, sonra, şimdi gibi kelimeler kullanmak sadece olayı anlamamızı zorlaştırır.
30 Eylül 2015 Çarşamba
Big Bang ve Öncesi
İlk olarak 1920 yıllarında ortaya atılmış bir teoridir.Herkesin bildiği gibi evrenin başlangıcı "Büyük Patlama" ile ortaya çıkmıştır. Peki evrenimiz başlamadan önce ne vardı?Aslında bu sorunun cevabı benim için oldukça basit: evren başlamadan önce "Zaman" yoktu. Büyük Patlama ile birlikte sadece madde ortaya çıkmadı, "Zaman" denilen şey de ortaya çıktı.O yüzden evrenden öncesi diye konuşmak biraz saçma oluyor çünkü zamanın olmadığı yerde önce, sonra, şimdi gibi kelimeler kullanmak sadece olayı anlamamızı zorlaştırır.
Büyükbaba Paradoksu
Geleceğe yolculuğu anlattığımızda mantıksız gelen hemen hemen hiçbirşey yoktu.Ama şimdi geçmişe yolculuk ile ilgili konuşurken imkansızlıkları ve oluşan yeni olasılıkları göreceğiz.Geçmişe yolculuk yapmanın mümkün olduğunu düşünelim.Mesela 30 yaşında bir bireysiniz ve geçmişe dönüp büyükbabanızın çocukluğuna gidiyorsunuz ve, büyükbabanızı bulup öldürüyorsunuz.Tamam onu öldürdünüz ama büyükbabanız ölü olduğu zaman nasıl büyükannenizle tanışıp babanızı dünyaya getiricek ve ardından da babanız annenizle tanışıp sizi dünyaya getirecek?Büyükbabanızı öldürdüğünüz anda sizin ve sizinle ilgili de herşeyin dünya üzerinden silinmesi gerekmezmi?Ancak şöyle bir açıklama yapabilirsiniz.Geçmişe dönebilip müdahalelerde bulunursunuz paralel bir evren oluşur ve ordan itibaren farklı bir evren yaşanır ancak sizin gerçek zamanda yaşadığınız evrene hiçbirşey olmaz.
Ayrıca geleceğe gitmenin yolu ışık hızına yaklaşmayla olabilir demiştik.Geçmişe yolculuk ise ışık hızını aşarak olabilecek bir durum olarak varsayılıyor.Yalnız şöyle bir durum var:Işık hızını aşmak fizk yasalarına göre imkansızdır!
Türkiye'de Ufolar (Kumburgaz,2007)
Ülkemizde Ufo gözlemleri çok ve az diye tespitler yapmadan açıkçası dünyanın muhtemelen en net Ufo görüntüsü İstanbul-Kumburgazda kayda alınmıştır.Gerçekten inanmayan birinin bile hayretle izlediği bu görüntüler ilk yayınlandığı zamanlarda dünya basınında bile oldukça geniş yer bulmuştu.Videoda dikkat ederseniz aracın camında 2 tane varlık gözükmektedir eğer bir yanılsama değilse.
Solucan Deligi
Bu teori Albert Einstein ve Nathan Rosen tarafından ortaya atılmıştır.Aynı zamanda Einstein-Rosen köprüsü de denilebilir.Bu işin mantığını şu şekilde anlatabilirim.3 boyut olarak düşünürsek eğer 2 nokta arasındaki en kısa mesafe 2 nokta arasında düz bir çizgi çekilip onun boyu hesaplanarak bulunur.Aldığı virajlar,çıktığı veya indiği yokuşlar bu 2 nokta arasındaki yolu sadece uzatmaktadır.İşte solucan deliklerini de bu 2 nokta arasındaki düz çizgi olarak düşünebiliriz.Uzay zamanın bükülebilir olduğunu varsayarak evreni düz bir kağıt olarak düşünelim.Üstünde mesafeli bir şekilde 2 nokta belirtelim.Bu 2 noktanın arasına düz bir çizgi çektiğimizde bunların arasındaki en kısa yol bu olur demiştik.Ama başka bir kısa yol aklınıza geliyor mu?Kağıdı 2 elimizle katlayıp o 2 noktayı üst üste getirdiğimizde 2 nokta arasındaki mesafe neredeyse sıfıra gelir.İşte solucan deliğinin mantığı da budur.Eğer çok ama çok yüksek bir çekim kuvvetinde(Kara delikler gibi) bu uzay zamanın bükülüp en uzak yerlere bile çok ama çok kısa bir zamanda bu mesafeler katedilebilir.Bu kısa yola da işte "Solucan Deliği" deniyor.
29 Eylül 2015 Salı
Ekin Çemberi Yalanı

Ufo fenomeni denince akla ilk gelen konulardan biri de "ekin çemberler"dir.İlk ekin çemberleri,ekinler ile yapılmasa da "Nazca Çizgileri"dir.M.Ö 200 ile M.Ö 700 yılları arasında yapılmışlardır.Ancak muzazzam büyüklükleri ve şekillerdeki inanılmaz düzgünlükleri bu çizgilerin uzaylılar tarafından yapıldığı düşünülmektedir.Bu şekillerde bazı hayvanların şekilleri resmedilmiştir.Ancak bu Nazca çizgilerinin benzerleri daha sonra bazı ekinlerin olduğu yerlerde de belirmiştir.Tabi daha sonra bu şekillerin birkaç kişinin şaka yapmak amacıyla ekinleri ezerek oluşturdukları şekiller olması ve bu şekillerin en az Nazca çizgleri kadar düzgün olması benim için bu konunun kapanmasını sağlamıştır.
Uzaylılar Tarafından Kaçırılma Durumu
Açıkçası insanları en çok yanılgıya düşüren hikayelerden biri uzaylıların insanları alıkoyup üzerlerinde deneyler yaptığı inancıdır.Eğer bu insanlar yalan söylemiyolarsa bile ( ki kaçırıldığını iddia eden bazı kişilerin vücutlarından çıkarılan garip metaller bu olaylara gerçekçilik katıyor) gerçekleşen vakaların yüzde 95'i uykularında yakalandıkları ve bilimsel bir açıklaması olan "karabasan" durumu ile karşı karşıya kalıyor olabilirler.Genelde karabasan durumu bir insanın bulunduğu topluma göre bireylere farklı bir görsellikte etki edebilir.İnsanlar uykularında felç durumuna geçerler ki rüyalar esnasında kendilerine zarar vermesinler diye.Özellikle kabus durumunda bu felç olma durumu çok kurtarıcı bir savunma mekanizmasıdır.Ancak bazı durumlarda birey tam da bu felç olduğu durumda yarı uyanık bir şekilde hareketsiz bir sekilde kalırlar ve hatta sesleri bile çıkmaz.Rüyalardaki görsellerle birleşince karabasan durumundaki kişi canavarlar,cüceler,uzaylı varlıklar,farklı ortamlarda olma durumu,havada süzülme hissi vb şeyleri hissedebilirler.Özellikle Amerikan toplumu uzaylı konusuyla çok ilgili olduğu için karabasan durumunda uzaylılar tarafından kaçırıldıklarını sanıyorlar.Bizim toplumumuz cin,hayalet vb şeylerle daha ilgili olduğu için karabasan durumunda bu tip şeylerle boğuştuklarını zannediyorlar.Benim görüşüme göre bu kaçırılma vakaları büyük ihtimal bir yanılgıdan ibarettir.
Etiketler:
Aliens,
Extraterrestrials,
Kaçırılma,
Karabasan,
Kidnapping,
Uzaylı
Gelecege Yolculuk
Yıllar boyunca zamanda yolculuk ile ilgili bir sürü film yapıldı.Çoğunda da insanlar bir alet yardımıyla geçmişe veya geleceğe kolayca gidebiliyordu.Ancak işin aslı bu değil.Öncelikle zamanın ne olduğunu nasıl işlediğini; hıza ve yerçekimine göre yavaşlayıp hızlanabildiğini hatta onun var olmadığı yerler olduğunu bilerek zaman yolculuğunu düşünmeye başlayabiliriz.
Herşeyden önce Albert Einstein zamanın nasıl birşey olduğunu "İzafiyet Teorisi" ile açıklamıştır.Ancak okullarımızda fizik konuları içinde fazla üstüne düşülmediği için insanların bu teori hakkında fazla bir bilgisi yoktur.Bu teoride basitçe ışık hızına yaklaştıkça zamanın yavaşladığı öne sürülmüştür.Kısacası bir uzay aracı düşünelim.Bu aracın içinde seyahat eden insanlar olduğunu ve bu aracın ışık hızına çok yakın bir hızda gittiğini varsayalım.( Çok yakın diyorum çünkü hiç bir madde ışık hızında seyredemez.Işık hızında seyredebilen şey enerjidir.Yani bir madde ışık hızına ulaşırsa saf enerjiye dönüşür.) Bu hızda yapılan tahmini 1 aylık yolculukta uzay aracı ve içindekiler normal olarak 1 ay geçirmiş olacaklar ancak ; uzay aracı seyahati bitirdiğinde normal zaman bizler için 50 sene ilerlemiş olacaktır ve o uzay aracı kendisi için zamanı yavaşlatarak bir nevi zaman yolculuğu yapmış olacaktır. Bu konu hakkında biraz kafa yorduktan sonra ilerki yazılarda bunun hakkında daha detaylı ve derin bilgiler üzerine konuşacağım...
(Yukarıdaki resim hemen hepimizin bildiği "Geleceğe Dönüş" filminden bir karedir.Bir bilim adamının DeLorean'ı zaman makinesine dönüştürüp zamanda yolculuk etmesini anlatmaktadır.)
Neil Armstrong'tan Ay'ın Karanlık Yüzü
- Apollo 11 yolculuğunda gerçekten ne oldu?
- İnanılmazdı, tabii ki biz bu olasılığın var olduğunu daima biliyorduk ve her zaman susmamız için uyarıldık. Bir Ay kenti ve uzay üssü olasılığını hep bekledik ve hazırlandık.
- Uyarıldık, ne anlamda?
- Çok fazla detaya giremem, o uzay araçları vardı ve bize göre çok farklılar, gerek büyüklükleri, gerekse de özgün teknolojileri erişilmez. Çok büyüktüler ve çok ustaca yönetiliyorlardı. Başka bir soruya gerek yok.
- Fakat NASA, Apollo 11´den sonra uçuşlar sürdürdü?
- Doğal, NASA kararlıydı ve dünyada bir paniğe neden olmak istemedik, fakat hızla karar
alıp, geri dönecek ve gerekeni yapacağız. Bu tür örnekler öylesine fazla ki ve öylesine çok ciddi kanıt ve tanık var ki, söylenecek fazla söz kalmıyor. Bu yazı dizisini hazırlarken, bir an durup önümdeki belgelerin kopyalarına veya fotokopilerine baktım, herşey o kadar gerçek ki, birçoğunda Amerikan Hükümeti/Çok Gizli/Savunma Bakanlığı/Ulusal Güvenlik Örgütü/NASA/CIA türünden damgalar var. Tüm gizlilik çabalarına rağmen, insanın özgün tabiatına uygun olarak biryerlerden birşeyler sızıyor veya kaçıyor. Şu ana kadar, sizlere çuvallar dolusu tanıklık ve dökümandan ancak birkaç örnek verebildim, amacım sizleri etkilemekti çünkü aklı başında olan ve belli bir kültür düzeyine ulaşmış herhangi bir mantık, bunları kolayca algılayabilir ve gerçeklerden söz edildiğini kavrayabilir veya en azından kuşku duymaya başlar. UFO olaylarının ve etkilerinin daha önce ancak küresel düşünebilen beyinlerde yer aldığını söylemiştim. Belki de beklenen birşey vardır, bu tür düşünenlerin çoğalması gibi. Birkaç çok önemli örneği gözden geçirerek. tekrar sizleri yaşanan olayların içine sokmak istiyorum ama özellikle yeni, az duyulan ve araştırılmış olaylardan yola çıkacağız.
Bu konuşma 1974 yılında adı söylenmeyen ünlü bir fizik profesörü ile Neil Armstrong arasında geçen bir dialogtur.Doğruluğu hakkında bişey demek olanaksız.Bir kayıt bulmak olanaksız gözüküyor.Bir de Neil Armstrong şu an hayatta bile değil.
Ufo Teorileri
Eğer gerçekten dünyadışı varlıklar tarafından ziyaret ediliyorsak bunun nasıl gerçekleştiğini düşünmek gerekir.Bu konu hakkında yıllardır birçok teori ve varsayım ortaya atılmıştır. Aslında Ufo'ların gelecekten gelen insanoğlu olduğu, bizden farklı boyutlarda veya çok uzak bir gezegende yaşayan canlılar olduğu, Ay'ın karanlık yüzünde saklanan hatta üsleri olan varlıklar olduğu gibi oldukça teori geliştirilmiştir.Hatta bu varlıkların antik çağlarda insanlara yardım ettiği; piramitler,Stonehenge vb, o zamanın şartlarında yapılması imkansız gibi görülen yapıların yapımında yardım ettikleri; yani insanoğlunun bugünlere gelmesinde büyük emeği olduğu gibi düşünceler de ortaya atılmıştır.Doğal olarak insanlar düşündükçe bunları destekleyecek bulgulara da rastalamakta güçlük çekmiyor.Bir diğer teori ise açıkçası bana çok ters gelse de düşünce olarak çok yaratıcı bulduğum bir fikir.Hatta "Prometheus" isimli filme de konu olmuş olan yaradılış teorisinin uzaylı varlıklarla bağdaştırılmasıdır.Aslında uzaylı ırkının insanların atası olduğu, ve bu ataların kendi DNA'larını kullanarak bizim yeryüzünde hayat bulmamızı sağlayıp kendi soylarını bir başka bir gezegende sürdürmeleridir.
Uzaylı Varlıklar ve Ufo Fenomeni

Ufo "Unidentified Flying Objects" yani tanımlanamayan uçan cisimler anlamına gelen kısaltılmış bir terimdir. Ne kadar yeni gözükse de aslında Dünya gezegeninin ufolarla hatta uzaylı denilen canlılarla tanışması "Antik Çağlar"a kadar uzanmıştır..Antik uygarlıkların hemen hepsinde Dünya dışından olduğu belirtilen varlıkların çizimleri veya şekilleri bulunmuştur.Ancak bu bulguların uzaydan gelen varlıklara benzetilmesi 1947 yılında New Mexico'da yaşanan Roswell Ufo Kazasına dayanmaktadır.Bu olayda bir Ufo'nun Roswell açıklarında düşüp enkazının da Amerikan ordusu tarafından götürülüp olayın örtbas edildiği iddia edilir.Hatta bu olayın bir Ufo kazası değil, bir meteroloji balonunun düşmesi olduğu iddia edilmiştir.Gerçekliği ne seviyededir bilinmez ama bu fenomenin bugün bu kadar popüler olmasının en büyük sebebi bu olaydır.Hatta çok yakın geçmişte Roswell kazasında ölü olarak bulunan bir uzaylı varlığa otopsi yapıldığını iddia eden video da internette dolaşmaktadır.Daha sonraki yıllarda ülkemiz de dahil Dünya'nın bir çok ülkesinde sayısız Ufo gözlemi yapılmıştır.Ayrıca uzaylılar tarafından kaçırıldığını ve onlarla iletişim halinde olduğunu söyleyen insanların da oldukça türemesi bu fenomeni yıllar boyunca çok ilginç boyutlara getirmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

